Auf DeUtScH

Wen ich irgendetwas ware…

Wie sehr weine ich in mir hinein,

Wie sehr habe ich mit zwanzig jahren den Tood kennengelernt,

Ware ich doch eine Hoffnung,zu all den lebendigen,den Herzen

Ware ich doch die Liebe,

Ware ich doch die Hoffnung für alle Herzen,

Ware ich doch euer Kindheitsfoto,

Ware ich doch eure Hoffnungen,mit einem 13.7 milliarden ohne Liebe,Ohne Leidenschaft…

Ware ich doch die Hoffnung der verletzten Herzen,

Waren die kinder doch glücklich,

Wie sehr ich doch die Hoffnung sein wurde !…

Ich weder zu dick, Wie viele Stücke von einem süssen Brise,

Ein warmer Kuss zu Ihrem Herzen! …

sEvDiĞiM sOn FiLmLeR

Gerçek bir hikayeden yola çıkılmıştır,Danny Collins 70’lerde ünlenmiş uslanmaz bir rock yıldızıdır. Bir gün Collins’in menajeri kendisine teslim edilmemiş bir mektupla gelir. Mektup, 40 yıl önce John Lennon tarafından Danny Collins’e yazılmıştır. Bu, Collins’in hayatını değiştirmesine,kendisini keşfetmesine sebep olacaktır. Bu hoş fimde Al Pacino‘ya; Jennifer Garner, Annette Bening, Christopher Plummer, Bobby Cannavale, Melissa Benoist, Josh Peck gibi ünlü ve yetenekli oyuncular eşlik ediyor,

Öz HiKaYeM (!)…

Aralık 23 sabaha karşı 05 sularında Evrene gelmişim,Seka lojmanlarında oturan kuzenimi Her ziyaretimiz sırasında hastanenin önünden geçerken güzel annem doğduğum ikinci katı eli ile gösterirken aynı anda ’’işte seni burada dünyaya getirdim, az kalsın ölüyordum’’ derdi büyük bir gururla, KOCAELİ/İZMİT… Rahmetli babam Türk kabloda idari işler müdürü, annemin anlattığı hikaye’ye göre sendikalı çalışanlara maddi manevi destek olduğu için işten çıkarılmıştı, yıllar sonra aynı işyerinde çalıştığımız babamın mesai arkadaşının oğlu, benimde neredeyse 20 yıllık arkadaşımdı; Aynı şeyleri ifade etmesi gurur, özlem ve üzüntü ile karışık hislerimi arttırmıştı, tüm bunlar doğduğum yıl olmuş ve yetişememiştim…

Rahmetli babamı erken yaşta kaybetmenin ardından anne ocağı Sakarya’ya yerleştik, Büyük gazi ilkokulu, ozanlar ortaokulu derken bir an önce meslek sahibi olsun ev kira eli ekmek tutsun gibi o yaşlarda anlamadığım cümleler kuruluyordu hayal dünyama…Erenler Anadolu teknik lisesine kayıt yaptırdık, elektrik bölümü,(havalı gelmişti sanırım)aynı yıl anladım hayatımın karardığını; Öyle ya, yanı başımızda Ali dilmen lisesi… Ya sabahçılar Ya da öğlenci nasılda imrenirdim… Biz ise kader Mahkum’ları… Sabah gir akşama kadar 4 sene… Her öğlen az çorba bir ekmek, para yok…Sonra katsayı ‘’Zaten ablası okuyor, bir an önce askere gitsin gelsin bir işe girsin’’ dedi birileri yine…

Sonrası Şırnak Uludere…her gün savaş her gün yiten yaşamlar nede ağırdı henüz yirmimde… Sonra nemi oldu? 3yıl Toyota,17 yıl Crown(bir Amerikan şirketi), sonra katsayı kalktı, sonra alman dili ve edebiyatı bölümüne yerleştim, sonra; Bu yaz sendikalıyım diye işten çıkarıldım… Zaten evimi almıştım, zaten okuluma yerleşmiştim, zaten işten çıkaracaklarını biliyordum, zaten hayalimdi EDEBİYAT…zaten hayallerim vardı ömrümden uzun…

Zaten ben tersinden yaşıyordum… Şimdi emeklilik için yaşı bekliyorum sanırım 9 sene var 3 senede okul bitse… Verin ellerinizi diğer hayallerim…

İşte böyle bir öykü benimkisi neler var neler daha ne yaşanmışlıklar,ne yaşanmamışlıklar,hayat ise öykü değilmi,edebiyat hayat değilmi? Şimdilerde huzurluyum…

 

IMG_20141205_011129

ANNELERİMİZİN DUA OKUDUĞU SU…

http://www.youtube.com/watch?v=6eIpNOJ3QyE

http://www.youtube.com/watch?v=2_dmYT83ZKY

Dr. MASARU EMOTO  ve  SU KRİSTALLERİ  MUCİZESİ


Su!  Üzerinde yaşadığımız dünyanın büyük bir bölümü sudan oluşmuştur, aynen  bizim bedenlerimiz gibi.Ancak,  öncü bir Japon araştırmacının su ile ilgili olan fotoğraflarla doküman haline getirilmiş şaşırtıcı keşfini öğrenene kadar  biz su hakkında çok az şey biliyorduk.    Bu keşif  bize bilmediklerimizi öğretti ve üzerinde yaşadığımız dünyanın en kıymetli kaynağı  ile ilgili olarak yeni bir şuur seviyesine ulaşmamızı  sağladı.Dr.Masaru Emoto 1943 yılında Japonya da doğdu uluslarası ilişkiler ağırlıklı olarak aldığı üniversite eğitiminden sonra ikinci bir üniversite eğitim aldı ve Alternatif Tıp Doktoru oldu.  Su kristalleri fotoğraflarını ‘’Suyun Verdiği Mesajlar’’ isimli iki kitabında yayınladı ve bu kitaplar tüm dünyada 400 bin adet sattı.Dr.Emoto’nun su araştırmasını bu kadar popüler kılan nokta ise onun bu araştırma ile ispat ettiği düşünce ve duyguların fizik realiteyi etkilediği gerçeğidir.  Aynı yerden alınan su örneklerine yazılı ve sözlü kelimelerle veya  müzikle  değişik niyetler, düşünceler yönlendirildiği, odaklanıldığı zaman ‘’su kendi ifadesini değiştimektedir’’.

Temel olarak Dr.Emoto suyun ifadelerini yakalamayı başarmıştır.  Geliştirdiği teknikte çok soğuk bir odanın içinde son derece güçlü bir mikroskop ve çok yüksek hızlı bir fotoğraf çekim şekli uygulamıştır. Bu teknikle henüz oluşmuş donmuş su kristallerini fotoğraflamıştır. Ancak, değişik bölgelerden alınmış su örneklerinin hepsi kristalize olamamaktadır. Örneğin, çok kirli nehirlerden alına su örnekleri sadece suyun içinde bulunduğu hali, durumuu gösterirler.

Dr.Masaru Emoto donmuş suda oluşan kristallerin kendilerine belirli düşünceler yoğun olarak yönlendirildiğinde değişiklik gösterdiğini keşfetmiştir (düşüncenin şekline göre su kristalleri değişiklik gösterir).

Yapılan deneyler sonucunda çok temiz kaynaklardan gelen su örneklerinin ve kendilerine sevgi dolu sözcükler söylenen su örneklerinin  aynen kar tanelerinin modeline benzeyen çok parlak, yoğun motifli, simetrik  ve çok renkli desenler oluşturdukları görülmüştür.

Buna karşılık çevre kirliliğinin çok olduğu bölgelerden gelen su örnekleri veya negativ düşüncelere maruz bırakılan su örnekleri ise koyu renkli, asimetrik ve tamamlanmamış motifler oluşturmuşlardır.

Bu araştırmanın ve keşiflerin sonuçları bizim üzerinde yaşadığımız dünyayı ve kendi sağlığımızı nasıl positiv olarak etkileyebileceğimizi  göstermiş ve devrim niteliğinde şuursal bir farkındalık yaratmıştır.

Dünyanın her tarafından konferanslar vermek üzere davet edilen Dr.Emoto Japonya, Avrupa ve Amerika da canlı deneyler yapmış ve düşüncelerimizin, davranışlarımızın, duygularımızın çevre üzerinde ne kadar derin etkileri olduğunu göstermiştir.

Bu konu ile ilgili olarak  Amerikan Holistik Tıp Derneği Başkanı ve aralarında ‘’Kutsal Şifacılık’’ isimli kitabı da olan 295 yayını olan  Dr.Norman Shealy şu yorumu yapmıştır:

‘’Dünyanın yarısı sularla kaplıdır ve bizim vücudumuzun dörtte üçü de sudur. Su,  bizim içinde yaşadığımız dördüncü boyutla ruhumuzun beşinci boyutu arasındai bağlantıyı  temsil eder.  Bundan evvel pek çok çalışma,   şifacıların hidrojen birleştirmeleri  veya  suyun infrared ışınları emmesi  ile ilgili gözle görünmeyen etkilerini meydan çıkartmıştır.  Ancak, bu çalışmaların hiçbirisi Dr.Emoto nun zarif çalışması ile boy ölçüşemez.  Düşünce ve güzelliğin etkisi bundan evvel bu kadar iyi bir şeklide hiç anlatılamamıştı.’’

Naturally Well mecmuasının editörü olan Marcus Laux ise şöyle bir yorum yapmıştır  ‘’Galile, Newton ve Einstein gibi Dr. Emoto’nun net vizyonu bize hem kendimizi hemde evreni farklı bir şekilde algılamayı göstermiştir. Burada bilim ve ruh birleşerek bizim dünyayı algılayışımızla ilgili inkar edilemeyecek bir kuantum sıçraması yapmış, sağlığımızı kazanarak nasıl huzur yaratabileceğimizi göstermiştir.’’

Bütün bunlara ek olarak  şimdilerde  yeni bir çalışma yapan Dr.Emoto  bunu Islam dünyasına hediye edeceğini bildirmiştir.  Bu çalışmada Allah’ın 99 ismi su örneklerinin üzerine yazılmakta ve oluşturdukları su kristali fotoğraflanmaktadır.  Buna örnek olarak ‘’Adl ve Muksit’’ isminin yazılmış olduğu suyun oluşturduğu kristalin resmi Dr.Emoto’nun web sayfasında yayınlanmaktadır.

Kaynaklar: Dr. Emoto web sayfası www.masaru-emoto.net/english/entop.html
www.whatthebleep.com

 

Dr. EMOTO ve HADO FELSEFESİ

 www.hado.com’dan derlenmiştir

Araştırmacı Dr.Masaru Emoto Tokyo da bulunan Hado Enstitüsünün başkanıdır.  ‘’Hado’’ fenomeni  ile ilgili yazdığı pek çok kitap vardır.  Japonca da bu kelimeyi meydana getiren iki hece ‘’dalga’’ ve ‘’hareket’’ anlamına gelmektedir.

Aşağıda ki tanım ise Dr.Emoto tarafından yapılmıştır ve suyun tabiatı ile ilgili olarak pek çok keşif yapmasına vesile olmuştur.

Dr. Emato ya göre Hado tüm maddede atomik seviyede görülen titreşim desenine verile isimdir  ve bunun temeli de insan şuurudur.

Yıllar geçtikçe ve Dr. Emoto nun teorisi kabul gördükçe Hado anlayışıda bütün Japonya da yaygınlaştı. Öyle ki bu kelime günlük konuşma dilinin bir parçası oldu. ‘’Buranın hado su çok düşük haydi gelin buradan ayrılalım’’.  ‘’Gelin çevremizin Hado sunu değiştirelim.’’  İşte  bu tip konuşma şekilleri özellikle Emoto’nun devrim yaratan su kristalleri ile ilgili çektiği fotoğrafların yayınlanmasından sonra  Japonya da çok yaygınlaşmıştır.

Ancak, resimleri sadece kristalize olmuş bir su molekülü olarak düşünmemek lazımdır.  Dr.Emoto yu Hado fenomeninin öncüsü yapan şey onun DÜŞÜNCE VE DUYGULARIN FİZİK REALİTEYİ ETKİLEDİĞİNİ İSPAT ETMİŞ OLMASIDIR. 

Yazılan ve söylenen kelimelerle değişik hado=titreşimler meydana getirmekte ve hatta müzik dinletildiği zaman da su ‘’ifadesini değiştirmektedir.’’ 

Örneğin insan şükran duygusunu ifade edince bu hemen suya yansımaktadır.

Bu konu ile ilgili sıkça sorulan sorulara ve cevaplarına aşağıda yer verdik:-

Soru: Su kristali bize ne anlatıyor?

Cevap: Su kristalleri meydana gelen titreşimlerin deseni ve görüntüleridir.  Genelde positiv titreşimler güzel bir şekilde oluşmuş su kristalleri meydana getirirler ve kristalizasyon oranı negative titreşimlerin meydana getirdiklerinden daha fazladır.

Soru: Su kristalleri neden çeşitli kelimeler ve onların manalarına bağlı olarak değişiklik gösteriyorlar.?

Cevap: Bütün lisanlar  tabiatın titreşimlerinden meydana gelir.  Ebeveynlerimiz ve öğretmenlerimizden tarafından eğitildikten sonra biz tabiatın lisanını konuşmaya başlarız.  Ancak, biz küçük yaşlarda onların konuştuğu lisanı nasıl öğrenebildik?   Muazzam büyüklükteki tabiatın titreşimi bizi bu sorunun cevabına yönlendirebilir.  Positive titreşimler güzel sözleri yarattı ve negativ titreşimler ise negativ kelimeler yarattı. Bu evrenin en temel prensibidir.

Soru: Şayet suya önce negative bir söz olan ‘’beni rahatsız ediyorsun’’söylenip ardından tekrar ‘’Sevgiler ve teşekkürler’’ gibi bir ifade söylenirse su gene güzel kristaller oluşturabilirmi?

Cevap:Evet, oluşturabilir. Özellikle ‘’Sevgiler ve teşekkürler’’ gibi bir kelime yaptığımız araştırmalara göre en güzel su kristalini oluşturmuştur.

Soru: Hangi tip su insanlara en uygun olanıdır?

Cevap: Birlikte kendinizi en rahat hissettiğiniz su. Kendinizi su ile yanyana koymaya çalışın. Öyle ki, biz su çeşitleriniz arasından seçim yapabilir ve kendimize en uygun olanını bulabiliriz. Suyu aynen bir erkeği veya kadını sevdiğimiz gibi sevmeliyiz.

Soru: ‘’Suyun verdiği Mesajlar’’ isimli kitabınızda delillerle sabit olan bir fotğraf kolleksiyonu var. Bundan da şu sonuca varabiliriz;  hayvanlar, bitkiler, insanlar, organik veya inorganik herşey, kısacası tüm varlık birbirleri ile olan ilişkilerinde muhteşem bir ahenk içindedirler. Diğer taraftan inanıyorumki aynı deneyi tekrar tekrar yapmakta sonuçların aynı veya farklı olup olmadığını görmek açısından büyük fayda var.

Cevap: Evrenin sürekli bir akış içinde olduğu söyleniyor. Bu dakika bir sonraki dakikada burada olamaz. Bu bağlamda su kristalleri de aynı sonucu vereceklerdir, ancak deney yapılan ortam aynı kalırsa beklediğimiz gibi aynı sonuçları alırız.  Bu yüzden  kelime deneyleri için el yazısı değilde basılmış harfler kullanıyoruz. Tabii daha kapsamlı bir görüş bildirmek için daha fazla deney yapmamız gerekiyor.

Soru: şayet DNA ve insan dokusunun ve virüslerin kelimelere reaksiyon  verdiğini bilseydik bunu tedavi amaçlı kullanabilirmiydik?

Cevap: İnsan bedenin yapısı 42 octavdan meydana gelmiştir ve bu frekanslarla ifade edilebilir. Bu da demektirki hem bakteriler hem de mitokondri bu skalada yer alırlar.  Şayet, biz, bunlara denk gelen uygun frekansları yayabilirsek  o zaman bir iletişim imkanı doğabilir.  Zaten şimdi de pek çok insan alternatif tıp uygulamalrı yapıyor, ama bu teori hakkında bilgileri yok. Zaten DNA ve virüslerin yüksek frekans seviyelerinde yer aldığını gördüğümüze göre bu konuda önemli olan şuurumuzu nasıl yönlendireceğimizdir  frekansları konuşmaktansa.

Soru: Su da benlik veya rahatsızlık duygusu varmıdır?

Cevap: Sonuç olarak su da benlik veya rahatsızlık yoktur. Ancak, suyun misyonu bizim düşüncelerimizi veya önlerindeki herhangi birşeyi taşımak ve çok boyutlu bir nakliyeci olarak davranmaktır.  Su, sürekli olarak verilen bilgileri kopyalar. Su kristali fotoğrafına baktığımızda ilk etapta suyun şuurlu olduğunu düşünürüz. Bu durumda su, projeksiyon yapan  bir yansıtıcı ve ayna görevini yapan tek şeydir.

Düşünmeye Çağrı