İmTiHaN !…

avrupa

Polonya’dan Grzegors SZUMOWSKI 35. si düzenlenen uluslar arası NASREDDDİN hoca karikatür ödülünü aldı….

Aslında çok daha vahşi bir durum,çok daha bizi insanlığımızdan utandıran olaylar yaşamak durumundayız ve sanırım yaşamayada devam edeceğiz…milyonlarca mülteciyi binyıldır olduğu gibi yine en güzel şekilde ağırlıyoruz,sorun bizim medeni(!) diye bir anlam yüklediğimiğiz ahlaksız bir AVRUPA…

Daha bir kaç on yıl önce Belçika kralı daha az kauçuk topladıkları için on binlerce afrikalı yavrucakların ellerini ayaklarını kesmedimi!?daha yeni babalarımızın annelerimizin bildiği fransa nın, milyonlarca insanı kesdiğini!?hemde devrim sonrası hemde özgür Fransız cumhuriyeti!?daha dün topraklarımızı işgal etmedimi!?ya yunan!?ya İspanya nın neredeyse tüm dünyayı katletmesi!?dahada tuhafı dahada vahşisi yaklaşık 7 milyon insanın yüksek Alman bilimi ve KANT vari kuralcı insanları tarafından,mühendislik harikası(!)fırınlarda yakması:Ya Amerika, Avrupa ya özgürlük getirirken(!)aynı anda milyonlarca Japon u çoluk çocuk buharlaştırması…

İnsan olanın,duygusu olanın,edebi ve ahlakı olanın bu durum karşısında delirmemesi mucize olsa gerek yada en azından delirdiğimi düşünebilirim…şimdilerde değişen bir  şey yok korkunç katliamlar devam ediyor,milyonlarca dernek,sivil toplum örgütleri(!) sus pus!… İPLERİ malum yerlerde ASIL önemli olan dünyamız bir fanus ve hepimiz sorumluyuz aynı gemideyiz, yaşadıklarımızı çok iyi anlamak iyi değerlendirmek düşüncelerimizi hatta GÖZÜMÜZÜ değiştirmeliyiz..

Peki ne olacak şimdi…ne olacağı belli akdeniz in her metresinde bir savaş gemisi daeş için toplanmışlar(!)Suriye sofrası önlerinde hazır,büyük bir iştahla paylaşılmayı bekleyen büyük mezapotamya!..1. dünya savaşından beri hesapları bitmedi doymadılar hırsları gözlerini kör etti,1979 yılında Rusya darbesi ile suriye yönetimine ele geçiren ve 1000 yıllık sıcak deniz hayallerine kavuşan Rusya kolay pes edeceğe benzemiyor,malum daha dün yüzbinleri katleden diktatörü kırmızı halı ile karşılamıştı…şimdilerde bir oldu bittiye hazırlıksız yakalanmamak için tüm gücüyle Suriyede…uçaklarını kaybetmek ile korkunç bir şekilde vahşileşti,zaten amacı türk varlığına son vermek olan bu şer ittifakı sonun başlangıcında olduğunun farkında(mı)…tıpkı Afganistan işgalininin başarısız olması ve SSCB nin dağılması ile devam eden süreç Suriye ile yeniden sahnelenmesi gibi(anlayana)

Kapalı kapılar ardında Abd ve diğer güçler arasındaki pazarlık tüm hızıyla devam ediyor,ya anlaşırlarsa?!…Düşük yoğunluklu bir savaş ile Türkiye yeni haritaya iknamı edilecek?nato yardım edecekmi? tabiki hayır arkamızdaymış gibi yapacaklar…tavşana kaç tazıya tut diyecekler,tarih boyunca olduğu gibi kendi aklını kullanmayan Müslümanlar katledilecekler…

Tek bir medya yayınını izleyerek sadece taraf olursunuz oysa tüm medyanın büyük bir algı operasyonu ile bizlere neyi düşünüp düşünemeyeceğimizi,neyi nasıl satın alacağımızı yada neye ihtiyacımız olduğunu belirlemesi yeterince korkunç değilmi?..Hayatlarını kaybeden milyonların taraflı ve yanlı haber yayını sonrası kadın bezi reklamı ile bilerek ve istiyerek değersizleştirilmesini nasıl açıklayacaksınız!…yeni bir göç dalgasına karşı 3 milyar avroş ile kendini güvenceye alan Ab hazır ve nazır akdenizde!..şimdilerde dua ediyoruz” EY GÜZEL RABBİMİZ BİZİ BAĞIŞLA,BİZİ AFFET”…

Büyük Tiyatro (!)

untitled

Büyük Tiyatro !…

Şimdilerde kimse görmek anlamak ve düşünmek istemiyor, daha birkaç gün önce musul’da düzenlenen bir hava saldırısında 28 masum ilkokul çocuğu katledildi…saldırıyı düzenleyen fransa ! Faltaşı gibi açtığım gözlerimle medyayı aradım taradım yok,Pazar yerleri,yardım konvoyu köyler,daeş hariç her yer bomba her yer ölüm,öyle ya ülkeler meşgul malum bügünlerde toplandılar sera gazı salınım oranlarını tartışıyorlar!…

Daha birkaç gün önce fransa’da meydana gelen saldırı sonrası çok hassas olan yavşak dünya medyası ve içimizdeki işbirlikçileri nasıl olurda her saniye her tarafta öldürülen masum insanları görmezden gelir,insanlığımızın büyük bir sınavdan geçtiği günlerde nasıl olurda kapital büyüme iştahı insanları TANRI yerine paraya tapmaya mahkum eder,bildiğimiz tüm değerleri kaybettik…

Sonumuz yakın tabiki,daha birkaç gün önce milyonlarcasını misafir ettiğimiz mültecileri 3 milyar avro karşılığı ne yaptık?satmadık(!)sadece kapital (tanrımız)seçsin,dişine,yaşına,boyuna,kilosuna,DİNİNE baksın diye kamplara dolduracağız,beğenmediğini geri alacağız,abeye falan NAH gireceğiz,vize falan NAH  gezeceğiz,hala anlamadınmı tek merhamet ve edep sahibi bizler misafirperverliğimizi sattık!…

Auf DeUtScH

Wen ich irgendetwas ware…

Wie sehr weine ich in mir hinein,

Wie sehr habe ich mit zwanzig jahren den Tood kennengelernt,

Ware ich doch eine Hoffnung,zu all den lebendigen,den Herzen

Ware ich doch die Liebe,

Ware ich doch die Hoffnung für alle Herzen,

Ware ich doch euer Kindheitsfoto,

Ware ich doch eure Hoffnungen,mit einem 13.7 milliarden ohne Liebe,Ohne Leidenschaft…

Ware ich doch die Hoffnung der verletzten Herzen,

Waren die kinder doch glücklich,

Wie sehr ich doch die Hoffnung sein wurde !…

Ich weder zu dick, Wie viele Stücke von einem süssen Brise,

Ein warmer Kuss zu Ihrem Herzen! …

murat URAZ

“Gestern war ich schlau und wollte die Welt ändern. Heute bin ich weise und will mich selbst ändern.” -Rumi

ANNELERİMİZİN DUA OKUDUĞU SU…

http://www.youtube.com/watch?v=6eIpNOJ3QyE

http://www.youtube.com/watch?v=2_dmYT83ZKY

Dr. MASARU EMOTO  ve  SU KRİSTALLERİ  MUCİZESİ


Su!  Üzerinde yaşadığımız dünyanın büyük bir bölümü sudan oluşmuştur, aynen  bizim bedenlerimiz gibi.Ancak,  öncü bir Japon araştırmacının su ile ilgili olan fotoğraflarla doküman haline getirilmiş şaşırtıcı keşfini öğrenene kadar  biz su hakkında çok az şey biliyorduk.    Bu keşif  bize bilmediklerimizi öğretti ve üzerinde yaşadığımız dünyanın en kıymetli kaynağı  ile ilgili olarak yeni bir şuur seviyesine ulaşmamızı  sağladı.Dr.Masaru Emoto 1943 yılında Japonya da doğdu uluslarası ilişkiler ağırlıklı olarak aldığı üniversite eğitiminden sonra ikinci bir üniversite eğitim aldı ve Alternatif Tıp Doktoru oldu.  Su kristalleri fotoğraflarını ‘’Suyun Verdiği Mesajlar’’ isimli iki kitabında yayınladı ve bu kitaplar tüm dünyada 400 bin adet sattı.Dr.Emoto’nun su araştırmasını bu kadar popüler kılan nokta ise onun bu araştırma ile ispat ettiği düşünce ve duyguların fizik realiteyi etkilediği gerçeğidir.  Aynı yerden alınan su örneklerine yazılı ve sözlü kelimelerle veya  müzikle  değişik niyetler, düşünceler yönlendirildiği, odaklanıldığı zaman ‘’su kendi ifadesini değiştimektedir’’.

Temel olarak Dr.Emoto suyun ifadelerini yakalamayı başarmıştır.  Geliştirdiği teknikte çok soğuk bir odanın içinde son derece güçlü bir mikroskop ve çok yüksek hızlı bir fotoğraf çekim şekli uygulamıştır. Bu teknikle henüz oluşmuş donmuş su kristallerini fotoğraflamıştır. Ancak, değişik bölgelerden alınmış su örneklerinin hepsi kristalize olamamaktadır. Örneğin, çok kirli nehirlerden alına su örnekleri sadece suyun içinde bulunduğu hali, durumuu gösterirler.

Dr.Masaru Emoto donmuş suda oluşan kristallerin kendilerine belirli düşünceler yoğun olarak yönlendirildiğinde değişiklik gösterdiğini keşfetmiştir (düşüncenin şekline göre su kristalleri değişiklik gösterir).

Yapılan deneyler sonucunda çok temiz kaynaklardan gelen su örneklerinin ve kendilerine sevgi dolu sözcükler söylenen su örneklerinin  aynen kar tanelerinin modeline benzeyen çok parlak, yoğun motifli, simetrik  ve çok renkli desenler oluşturdukları görülmüştür.

Buna karşılık çevre kirliliğinin çok olduğu bölgelerden gelen su örnekleri veya negativ düşüncelere maruz bırakılan su örnekleri ise koyu renkli, asimetrik ve tamamlanmamış motifler oluşturmuşlardır.

Bu araştırmanın ve keşiflerin sonuçları bizim üzerinde yaşadığımız dünyayı ve kendi sağlığımızı nasıl positiv olarak etkileyebileceğimizi  göstermiş ve devrim niteliğinde şuursal bir farkındalık yaratmıştır.

Dünyanın her tarafından konferanslar vermek üzere davet edilen Dr.Emoto Japonya, Avrupa ve Amerika da canlı deneyler yapmış ve düşüncelerimizin, davranışlarımızın, duygularımızın çevre üzerinde ne kadar derin etkileri olduğunu göstermiştir.

Bu konu ile ilgili olarak  Amerikan Holistik Tıp Derneği Başkanı ve aralarında ‘’Kutsal Şifacılık’’ isimli kitabı da olan 295 yayını olan  Dr.Norman Shealy şu yorumu yapmıştır:

‘’Dünyanın yarısı sularla kaplıdır ve bizim vücudumuzun dörtte üçü de sudur. Su,  bizim içinde yaşadığımız dördüncü boyutla ruhumuzun beşinci boyutu arasındai bağlantıyı  temsil eder.  Bundan evvel pek çok çalışma,   şifacıların hidrojen birleştirmeleri  veya  suyun infrared ışınları emmesi  ile ilgili gözle görünmeyen etkilerini meydan çıkartmıştır.  Ancak, bu çalışmaların hiçbirisi Dr.Emoto nun zarif çalışması ile boy ölçüşemez.  Düşünce ve güzelliğin etkisi bundan evvel bu kadar iyi bir şeklide hiç anlatılamamıştı.’’

Naturally Well mecmuasının editörü olan Marcus Laux ise şöyle bir yorum yapmıştır  ‘’Galile, Newton ve Einstein gibi Dr. Emoto’nun net vizyonu bize hem kendimizi hemde evreni farklı bir şekilde algılamayı göstermiştir. Burada bilim ve ruh birleşerek bizim dünyayı algılayışımızla ilgili inkar edilemeyecek bir kuantum sıçraması yapmış, sağlığımızı kazanarak nasıl huzur yaratabileceğimizi göstermiştir.’’

Bütün bunlara ek olarak  şimdilerde  yeni bir çalışma yapan Dr.Emoto  bunu Islam dünyasına hediye edeceğini bildirmiştir.  Bu çalışmada Allah’ın 99 ismi su örneklerinin üzerine yazılmakta ve oluşturdukları su kristali fotoğraflanmaktadır.  Buna örnek olarak ‘’Adl ve Muksit’’ isminin yazılmış olduğu suyun oluşturduğu kristalin resmi Dr.Emoto’nun web sayfasında yayınlanmaktadır.

Kaynaklar: Dr. Emoto web sayfası www.masaru-emoto.net/english/entop.html
www.whatthebleep.com

 

Dr. EMOTO ve HADO FELSEFESİ

 www.hado.com’dan derlenmiştir

Araştırmacı Dr.Masaru Emoto Tokyo da bulunan Hado Enstitüsünün başkanıdır.  ‘’Hado’’ fenomeni  ile ilgili yazdığı pek çok kitap vardır.  Japonca da bu kelimeyi meydana getiren iki hece ‘’dalga’’ ve ‘’hareket’’ anlamına gelmektedir.

Aşağıda ki tanım ise Dr.Emoto tarafından yapılmıştır ve suyun tabiatı ile ilgili olarak pek çok keşif yapmasına vesile olmuştur.

Dr. Emato ya göre Hado tüm maddede atomik seviyede görülen titreşim desenine verile isimdir  ve bunun temeli de insan şuurudur.

Yıllar geçtikçe ve Dr. Emoto nun teorisi kabul gördükçe Hado anlayışıda bütün Japonya da yaygınlaştı. Öyle ki bu kelime günlük konuşma dilinin bir parçası oldu. ‘’Buranın hado su çok düşük haydi gelin buradan ayrılalım’’.  ‘’Gelin çevremizin Hado sunu değiştirelim.’’  İşte  bu tip konuşma şekilleri özellikle Emoto’nun devrim yaratan su kristalleri ile ilgili çektiği fotoğrafların yayınlanmasından sonra  Japonya da çok yaygınlaşmıştır.

Ancak, resimleri sadece kristalize olmuş bir su molekülü olarak düşünmemek lazımdır.  Dr.Emoto yu Hado fenomeninin öncüsü yapan şey onun DÜŞÜNCE VE DUYGULARIN FİZİK REALİTEYİ ETKİLEDİĞİNİ İSPAT ETMİŞ OLMASIDIR. 

Yazılan ve söylenen kelimelerle değişik hado=titreşimler meydana getirmekte ve hatta müzik dinletildiği zaman da su ‘’ifadesini değiştirmektedir.’’ 

Örneğin insan şükran duygusunu ifade edince bu hemen suya yansımaktadır.

Bu konu ile ilgili sıkça sorulan sorulara ve cevaplarına aşağıda yer verdik:-

Soru: Su kristali bize ne anlatıyor?

Cevap: Su kristalleri meydana gelen titreşimlerin deseni ve görüntüleridir.  Genelde positiv titreşimler güzel bir şekilde oluşmuş su kristalleri meydana getirirler ve kristalizasyon oranı negative titreşimlerin meydana getirdiklerinden daha fazladır.

Soru: Su kristalleri neden çeşitli kelimeler ve onların manalarına bağlı olarak değişiklik gösteriyorlar.?

Cevap: Bütün lisanlar  tabiatın titreşimlerinden meydana gelir.  Ebeveynlerimiz ve öğretmenlerimizden tarafından eğitildikten sonra biz tabiatın lisanını konuşmaya başlarız.  Ancak, biz küçük yaşlarda onların konuştuğu lisanı nasıl öğrenebildik?   Muazzam büyüklükteki tabiatın titreşimi bizi bu sorunun cevabına yönlendirebilir.  Positive titreşimler güzel sözleri yarattı ve negativ titreşimler ise negativ kelimeler yarattı. Bu evrenin en temel prensibidir.

Soru: Şayet suya önce negative bir söz olan ‘’beni rahatsız ediyorsun’’söylenip ardından tekrar ‘’Sevgiler ve teşekkürler’’ gibi bir ifade söylenirse su gene güzel kristaller oluşturabilirmi?

Cevap:Evet, oluşturabilir. Özellikle ‘’Sevgiler ve teşekkürler’’ gibi bir kelime yaptığımız araştırmalara göre en güzel su kristalini oluşturmuştur.

Soru: Hangi tip su insanlara en uygun olanıdır?

Cevap: Birlikte kendinizi en rahat hissettiğiniz su. Kendinizi su ile yanyana koymaya çalışın. Öyle ki, biz su çeşitleriniz arasından seçim yapabilir ve kendimize en uygun olanını bulabiliriz. Suyu aynen bir erkeği veya kadını sevdiğimiz gibi sevmeliyiz.

Soru: ‘’Suyun verdiği Mesajlar’’ isimli kitabınızda delillerle sabit olan bir fotğraf kolleksiyonu var. Bundan da şu sonuca varabiliriz;  hayvanlar, bitkiler, insanlar, organik veya inorganik herşey, kısacası tüm varlık birbirleri ile olan ilişkilerinde muhteşem bir ahenk içindedirler. Diğer taraftan inanıyorumki aynı deneyi tekrar tekrar yapmakta sonuçların aynı veya farklı olup olmadığını görmek açısından büyük fayda var.

Cevap: Evrenin sürekli bir akış içinde olduğu söyleniyor. Bu dakika bir sonraki dakikada burada olamaz. Bu bağlamda su kristalleri de aynı sonucu vereceklerdir, ancak deney yapılan ortam aynı kalırsa beklediğimiz gibi aynı sonuçları alırız.  Bu yüzden  kelime deneyleri için el yazısı değilde basılmış harfler kullanıyoruz. Tabii daha kapsamlı bir görüş bildirmek için daha fazla deney yapmamız gerekiyor.

Soru: şayet DNA ve insan dokusunun ve virüslerin kelimelere reaksiyon  verdiğini bilseydik bunu tedavi amaçlı kullanabilirmiydik?

Cevap: İnsan bedenin yapısı 42 octavdan meydana gelmiştir ve bu frekanslarla ifade edilebilir. Bu da demektirki hem bakteriler hem de mitokondri bu skalada yer alırlar.  Şayet, biz, bunlara denk gelen uygun frekansları yayabilirsek  o zaman bir iletişim imkanı doğabilir.  Zaten şimdi de pek çok insan alternatif tıp uygulamalrı yapıyor, ama bu teori hakkında bilgileri yok. Zaten DNA ve virüslerin yüksek frekans seviyelerinde yer aldığını gördüğümüze göre bu konuda önemli olan şuurumuzu nasıl yönlendireceğimizdir  frekansları konuşmaktansa.

Soru: Su da benlik veya rahatsızlık duygusu varmıdır?

Cevap: Sonuç olarak su da benlik veya rahatsızlık yoktur. Ancak, suyun misyonu bizim düşüncelerimizi veya önlerindeki herhangi birşeyi taşımak ve çok boyutlu bir nakliyeci olarak davranmaktır.  Su, sürekli olarak verilen bilgileri kopyalar. Su kristali fotoğrafına baktığımızda ilk etapta suyun şuurlu olduğunu düşünürüz. Bu durumda su, projeksiyon yapan  bir yansıtıcı ve ayna görevini yapan tek şeydir.

Düşünmeye Çağrı